Bir zamanlar, insanları çok cüzi bağışlar karşılığı Internet’e bağlayabilmek için saatler harcadığımızı söylesem, bilmem inanırmısınız.

 

Ya Internet’i doğuran güdünün, insanın en temel güdülerinden biri olan “savaş” olduğunu, yani onun aslında bir soğuk savaş dönemi çocuğu olduğunu söylesem.

Ama gündemde savaş olduğu için bunu bir “Savaş ve Internet” yazısı zannetmeyin. Bu bir “Şirketlerde yaşanan kariyer savaşları ve Internet” yazısı.

Çehresini bir anda değiştirip hızla ticarileşmeye başlayan Internet, şirketlerin gündeminde de hızla yeralmaya başladı. Kimisi gerçekten inanarak, kimisi de sırf modaya uymak için, konuşmalarının içine “Internet” kelimesini eklemeye başladı. “Küreselleşme” kelimesini de sos olarak kullanarak. Bu “gürültü” ve beraberinde ivmelenen yatırımlar, özellikle eski kuşak yöneticileri tedirgin etmeye başladı. İnsan doğasının değişime karşı gösterdiği direncin, böylesine bir değişimde ne boyutta olacağını varın siz hesaplayın. Eğer abarttığımı düşünürseniz, benim de aklıma hemen, öğrencim olan banka müdürü emeklisi bey geliverir. Üniversitemin halka açık kurslarını takip eden bu sevimli amca, sırf bilgisayar kullanmasını iyi bilen genç bankacı hanıma kızdığı için emekli olma kararı verdiğini söylemişti bana. Ona diploma verebilmek için gösterdiğim çabanın karşısında, az kalsın caddenin ortasında kızıyla beni evlendiriyordu. Konumuza dönelim ama.

Bu ilk panik anını atlatan yöneticilerin çoğu, Internet hakkında bilgilenmeye ve geçmiş birikimlerini bu “adından çok bahsettiren teknolojiyle” birleştirmeye çalıştılar. Peki diğerleri ne yaptılar?

Sırf yerlerinin derdine düştükleri için, yeni çağın işçilerine CNC tezgah işçisi muamelesi yapmaya çalıştılar. Ama baktılar ki, bunlar yerlerinde durmak bilmiyor. Bu teknolojik birikimlerinin üzerine; finans okuyorlar, işletme okuyorlar, hukuk okuyorlar. Yani üst kademeleri arzuluyorlar. ”Kurumsallık ve Türk Şirketleri” adlı filmi hemen hepimiz izlemişizdir. Bu yüzden filmin sonunu burada kesiyorum, sıkılacağınıza eminim çünkü. Bugüne kadar ana teması “entrika” olan film seyretmediyseniz de, artık lütfen bir tane seyredin demekten başka çare bulamıyorum bu aşamada.

NASDAQ her düşüşünde biraz da seviniyorum. NASDAQ’ın ibresi, bizde kariyer kıyımı borsasının ibresiyle doğru orantılı çünkü. Genç beyinlerini akıl almaz yıldırma politikalarıyla ABD’ye kaçırtıp, sonra onların Silikon Vadisi’nde ürettikleri yazılımları bilmem kaç bin dolara alırken övünen adamlar biliyorum. Ve daha ne hikayeler duyuyorum, bizzat kendi gözlerimle gördüklerimin üzerine

Kurumsallık olmazsa, iş ahlakı oturmamışsa, bu memlekette daha ne kıyımlar yaşanır. Üretim sadece paranızın gerçek değerini belirlemez, üretenlerin de baş üstünde tutulduğu bir sistem yaratır.

Kariyer için didinen genç arkadaşlarımın moralini bozmak istemiyorum. Onlara toplumsal sorumluluklarını hatırlatıyorum. Yoksa balonun üzerinde kariyer yapmışsan, dua et, “iğne batmasın, canını yakmasın”.

Yolu bilgiden ve sevgiden geçenlerle bir gün, bir yerlerde, mutlaka ama mutlaka buluşuruz.

 

Volkan Gazioğlu

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

occonsbanner08