1999 Eylül ayında " Gold of the Desert Kings" adlı Eagle's Flight, Creative Training Excellence tarafından verilen bir eğitime katıldık.

 

Planlama, Kaynak Belirleme ve Kullanma, Hedef Koyma, Risk Yönetimi, Takım Çalışması ve Karar Verme konularını içeren oyun şeklinde bir eğitim.

5'er kişilik gruplar oluşturuluyor ve katılımcılardan evlerinden çıkıp 25 gün içinde çölü geçerek dağa ulaşmaları ve buradaki altınları alarak geri gelmeleri bekleniyor. Bu süre içinde en fazla altınla dönen grup birinci oluyor. Gruplara bir miktar para veriliyor, bununla yolculuk için gerekli ihtiyaçlarını almaları sağlanıyor.

15 takım içinde bizim ekibin birinci olması, bizlere birer tişört kazandırsa da asıl önemli olan daha önce bildiğimiz ve uyguladığımız teknikleri daha bilinçli ve daha bir farkındalıkla uygulamak için eğitimin bizlerin beyninde bıraktığı izlerdi. Hazine avı sonuçlandığında eğitmen tarafından yukarıda içerikle ilgili sıraladığım maddelere yönelik çok güzel açıklamalar yapıldı. Burada bu eğitimi alacaklar olabilir diyerek detaya girmiyorum. Ancak her takım ve üyenin söylediği ya da kendine sakladığı yorumları olmuştu.

Bu oyunu işbaşında eğitim gibi düşündüm ve bize birinciliği kazandıran faktörlerin yanında, puanımızın daha da çok olmasını engelleyen faktörler nelerdir diye bir değerlendirme yaptığımda, başlangıçta iyi bir planlama ve hedef koymanın gözardı edilemeyecek bir önemi olduğu gün gibi ortadaydı. Kaynakların etkin kullanımı v.b. faktörler de önemli. Ancak bize birinciliği getiren, dağlarda rakiplerimize göre daha uzun süre kalarak daha fazla altınla geri dönmemizdi.

Yine korkularımıza yenilmeden 2-3 gün daha kalsa idik çok daha fazla altınla geri dönecektik. Grupların çoğu 4. ve 5. Günde dönmeye başladılar. Ekip arkadaşlarımızdan iki tanesi 5. Günde " diğerleri dönüyor biz de dönelim" diye sıkıştırıyordu. Her seferinde onlara "amacımız ne idi? Birinci olmak değil mi?

Dağda ve dönüşte kullanacağımız malzeme ve gıda yönünden bir sıkıntımız yok (Gıda yada suyunuz biterse öldüğünüz kabul ediliyordu). “Niye ötekiler dönüyor diye geri dönelim" gibilerinden konuşmalar gerçekleştirdik.

En son biz kaldığımızda "hadi dönelim"'e daha fazla dayanamıyarak dağda 7gün kaldıktan sonra geri döndük. Birinci olduk ancak 9 gün kalsa idik kendimizi yiyecek/su tükenmesi riskine sokmadan daha fazla altınla geri dönebilirdik.

Başka grupların da ellerinde dağda 9-10 gün kalamalarını sağlayacak malzeme/erzak vardı. Ama onlar 6. günde döndüler. Hedef kısa sürede dönmek değil olabildiğince çok altınla dönmekti.

Yaşamda risk almaktan çekiniyoruz. Ama yaşamın her alanında. Kendimizle değil başkaları ile yarıştığımızda hep daha azı ile yetiniyoruz. Niye kendi sınırlarımızı zorlamıyoruz ? Niye başkalarının yanlış yolda olduğunu bildiğimiz halde, bir lider olup kendimize uygun başka bir yol çizmekten korkuyoruz? Niye korkularımız hefeflerimizin önüne geçiyor?

O eğitimden aklımda kalan: " Kazanmak için oynamak ile kaybetmemek için oynamak arasında büyük fark vardır”.

Gül Sevinç

 

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 

(Yazar hakkında: 29.10.1966 İstanbul doğumlu, İst. Ünv. İşletme Fakültesi'ni (1987)bitirdi. Marmara Unv.'de İşletmecilik İhtisası ve İst. Ünv. İşletme Fak.'de Finans dalında yüksek lisans yaptı. Impexbank'ta şubeci olarak bankacılığa başladı. Egebank'ta Kredi Pazarlama Yönetmeni olarak çalışırken sanayi sektörüne geçti. Ardından'da EGS Sistem -Ürün Yöneticisi olarak IT sektörü ile tanıştı. İktisat Bankası Bilgi İşlem Biriminde Ürün Danışmanı olarak görev yapıyor.)

occonsbanner20